Yazılar

Gücün Dokuma Tezgahı – La Grazia

Zarafet, af ve lütuf anlamlarının tümünü birden bünyesinde taşıyan bir kelime; “La Grazia”. Sorrentino’nun şiirsel seçimi, filmin derdini tek kelimeyle özetler görünse de zarafet ve affın kol kola girdiği koşulların çokluğundan haberdar etme görevi üstleniyor. Bu görevi yerine getirirken de asla sesini yükseltmeyen bir sinema dili, tam da dert edindiği gibi kararı izleyiciye bırakan rafine karakterler ve metin, ihtişamını sadeliğinden alan bir sinematografi ve taraf tutmayan bir hikaye anlatımı tercih ediyor.


Dopamin İstismarından Nasıl Kurtuluruz?

Evrimsel olarak beynimiz daima çabasızlığa yönelmeye meyilliyken acaba gelişmenin ve kişisel büyümeyle birlikte, idrak ve iç-huzur inşa etmenin yolu tam da beynin bu “varsayılan” sistemini dönüştürmekten geçiyor olamaz mı? Ve dopamin döngüsünü regüle etmek belki de bunun ilk anahtarı olabilir mi? En azından nörobilim böyle söylüyor.


Epikür’den Buddha’ya Uzanan Köprü

Yunan düşünür Epikür, yaşamın tabii değeri şeklinde nitelediği haz duyumuna, alışılmışın dışında bir tanım yakıştırır; dinginlik ve içsel huzur. Bireyin ulaşmaya çabalaması gereken ve her canlının da varoluşu gereği izini sürdüğü bu kalıcı ve gerçek deneyim, diğer deyişle “ataraxia”, Budizm’deki “sukha” terimiyle örtüşür.


Yaşamın Gizli Öznesi

Müzikal bakımdan devrim niteliğinde bir gelişim olarak görülen füg yapısı, Hesse’nin kaleminde yaşamın diyalektiği ve bireyin, iç dünyasında karşılaşması gereken evrelerin niteliğiyle bütünleşir. Bir füg eserinde nota ve motiflerin sergilediği dengeli kaçma-kovalama hâlinin altmetninde düpedüz yaşam pratiğimiz yatar. 


Zihinden Pratiğe Hoşnutluğun İnşası

Mutluluk üzerine çokça zihin yormuş düşünürlerden Stoacı İmparator Marcus Aurelius’un “Mutlu bir hayat çok az şeye bağlıdır.” deyişiyle vurguladığı ve Stoa felsefesinin yapıtaşlarından olan doğaya uygun yaşama ilkesiyle karşımıza çıkan bu özdeşlik, gönüllü zahmet kavramıyla da aynı zemini paylaşır.


Meditasyon ve Beyin Aktivitesi İlişkisi

Düzenli meditasyonun teşvik ettiği bilinçli farkındalık hâli sayesinde, olaylar karşısında geliştirdiğimiz davranış kalıplarını ve duygusal tutarlılığımızı yeniden sistematize ederek sinir iletim ağlarını olumlu şekilde yapılandırabiliyoruz.


Pozitif Stresin Öğrenmedeki Yeri

Nöroplastisiteyi geliştiren çalışmaların başında yoganın geliyor olma nedenlerini; tekdüze bir hareket zincirinden oluşmaması, beden farkındalığını ön planda tutması, ezbere dayanmaması ve bedenin kas/iskelet/doku/sinir sistemini devamlı bir adım öteye taşıması şeklinde sıralayabiliriz. 


Bütüncül Sağlığa Psikosomatik Bakış

Düalizm’e karşıt olarak sunulan Monizm ise bedensel indirgemecilik yaklaşımıyla beden-zihin problematiğinde yeni bir katman sunar. Zihin ve bedeni birbirinden ayırmadan, tek bir madde hâli üzerinden varoluşu tanımlayan görüş ise bütüncül sağlık durumuna ilişkin duygusal ve bilinçdışı süreçleri tamamıyle göz ardı etmeye yatkındır.


Disiplinden Gelen Özgürlük

Psikoloji ve felsefe ekollerinin pek çoğunda olduğu gibi; yoga öğretisi de özdisiplini, bağımlılık eğilimini yıkabilecek temel bir özgürleşme edimi olarak görüyor. Peki kulağa ilk etapta despotik gelecek kadar olumsuz kodlanan bu kavram; nasıl oluyor da özgürlükle bağdaşıyor?


Benlik Bilincinde Mülkiyet Tuzağı

Çoğu zaman kimliğimizi, oluşumuzu ve yaşam yolculuğumuzu; sahip olduklarımız, kazanımlarımız ve elimizde tutabildiklerimiz üzerinden aktarıyoruz. Farkında olmadan işleyen bu inşa süreci; bizi hedef odaklı, elde edebildikçe tatmin olan, elinde tuttukça kudretini hisseden endişeli bireyler haline getiriyor. Mevcut küresel ekonomik ve toplumsal düzen de bu eğilimleri cilaladıkça; varoluşumuz neredeyse tamamen maddi ve manevi mülkiyet tuzağı üzerinde vücut buluyor. 


Özgür İrade Yanılsaması ve Uyanan Bilinç

 Varoluşa dair soru işaretlerini takip ettiğimizde ve aslında varlık bilincinin nesne ve öznelere içkin olan -bir başka deyişle bizi aşmayan/ötemizde olmayan- yapısını keşfetmeye başladığımızda, farkındalık zeminine daha sağlam taşlar koymuş oluruz. Tam da bu noktada; varlık nedenimizi açıklama süreci, özgür irade kavramını irdelemeyi de gerekli kılar..